< Okul - Günlük Yaşam - Blogcu





ÇİÇEKLİ BİTKİLER

 

 

 


 Bitkiler de tüm canlılar gibi beslenir, gelişir ve ürerler. Çiçekli bitkilerin üreme organları çiçektir. Çiçekli bitkilerde üreme eşeyli olarak gerçekleşir. Tohum ilerde gelişecek olan bitkinin küçük bir taslağını yani embriyonu taşır. Çiçekli bitkilere aynı zamanda tohumlu bitkiler de denir.
ÇİÇEKLİ BİTKİLER ÇİÇEKSİZ BİTKİLER
1 – Üreme organı olan çiçek vardır. 1 – Çiçekleri yoktur.
2 – Kök, gövde ve yaprakları vardır. 2 – Kök, gövde ve yaprakları yoktur veya iyi gelişmemiştir.
3 – Gövde ve yapraklarında iletim boruları vardır. 3 – Eğrelti otu hariç iletim boruları yoktur.
4 – Eşeyli üreme ile çoğalırlar. 4 – Eşeyli ve eşeysiz olarak çoğalırlar.
Tablo-1: Çiçekli bitkiler ile çiçeksiz bitkiler arasındaki farklar

Tohumlarına göre iki gruba ayrılır.
1) Açık Tohumlular
2) Kapalı Tohumlular
1) AÇIK TOHUMLULAR
 Açık tohumlulara  kozalaklılar da denir. Çünkü meyveleri kozalak şeklindedir. Tohumları meyvenin içinde saklı olmayıp, kozalak pulları üzerinde bulunan odunsu bitkilerdir. Odunsu bitki olduğu için düzenli iletim demetleri ve kambiyum vardır. Çok yıllıktırlar. Her zaman yeşildirler ve çoğu iğne yapraklıdır. Ormanları oluşturan ağaçların başında iğne yapraklılar gelir. İğne yapraklı olanları çiçek tozu üretir ve tohumların kozalaklarında taşır. Açık tohumlulara şu bitkileri örnek verebiliriz;
 Köknar, ladin, ardıç en tanıdığımızı ise çamdır.sürekli karşılaştığımız çam ağaçlarından faydalanarak açık tohumluları anlatalım.
 Türlerin çoğunda gövde kabuğu kalın, pürüzlü ve çatlaktır. Çam ağaçlarının yapraklarında ikiden fazla çenek bulunur. Genç çamların tacı genellikle konik, dalları yatay ve çevreli olabilirler. Bu tür bitkiler kuraklığa dayanıklı olmakla birlikte iyi gelişip çoğalabilmeleri için temiz hava ve bol ışığa ihtiyaç duyarlar.
 Çoğalmaları ise; aynı ağaçta hem erkek hem de dişi kozalak bulunur. Erkek kozalaklar her biri iki çiçek tozu kesesi taşıyan çok sayıda verimli puldan oluşur. Dişi kozalaklarda her biri iki tane tohum taslağı taşıyan bir pulun altına yerleşmiş, sarmal dizilişli çok sayıda yaprak benzeri yapı vardır. Baharda ya da yaz başında çiçek tozu keselerindeki uzunlamasına yarıklardan çıkan çiçek tozları havada uçuşur. Havada uçuşan çiçek tozları dişi kozalakları pullarında birine konduğunda üreme süreci başlar. Çiçek tozu burada çimlenerek tohum taslağına doğru bir borucuk uzatır. Bu borucuğun içinde aşağıya doğru hareket eden spermalardan biri yumurta hücresini döller. Döllenmiş yumurta hücresinden tohum gelişir. Oluşan kanatlı tohumlar rüzgarda kolayca uçuşarak çevreye dağılırlar., toprağa düşüp uygun koşulları buldukları zaman çimlenmeye başlar ve kısa sürede genç bir bitki oluşur.

2) KAPALI TOHUMLULAR
 Bu bölümü oluşturan bitkiler en yaygın kara bitkileridir. Açık tohumlu bitkilerden farklı olarak, kapalı tohumluların tohum taslakları etli bir yumurtalığın içinde gelişir. Kapalı tohumluların üreme organları çiçekleridir. İğne yapraklılar genellikle rüzgarla tozlaşmalarına karşılık kapalı tohumlular tozlaşabilmek için bal özü taşıyan göz alıcı çiçekleriyle, böcekleri kendilerine çekerler. Çiçekler döllendikten sonra, tohum taslakları tohuma, yumurta meyveye dönüşür. Tohum meyvenin içinde bulunur.
 Kapalı tohumlular tek çenekli ve çift çenekli olmak üzere ikiye ayrılır: Aşağıdaki tabloda özellikleri görülmektedir.  
  
TEK ÇENEKLİLER ÇİFT ÇENEKLİLER
1) Otsu bitkilerdir. 1) Genellikle odunsu bitkilerdir.
2) Yaprakları ince, uzun, şerit şeklindedir. 2) Yaprakları geniş parçalıdır.
3) Yaprakları paralel damarlıdır. 3) Yaprakları ağsı damarlıdır.
4) Tohumda tek çenek bulunur. 4)Tohumda çift çenek bulunur.
5) Kambiyum yoktur. 5) Kambiyum bulunur. (çok yıllıklarda)
6) İletim demetleri düzensizdir. 6) İletim demetleri düzenlidir.
7) Kökleri saçak köktür. 7) Kazık kök ve yan köklerden oluşur.
8) Gövdeleri incedir. 8) Gövdeleri kalındır.
9) Örneğin;Buğday, mısır, soğanlı bitkiler  9) Örneğin; Fasulye, elma, armut
Tablo-2: Tek çenekli ve çift  çenekli bitkilerin özellikleri


ÇİÇEK VE YAPISI

  Çiçek, tohumlar vasıtasıyla yeni bireylerin oluşmasını ve bitkinin devamını sağlar.
          Tam bir çiçekte; çiçek sapı, çiçek tablası, çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar vardır. Çiçek sapı çiçeği dala bağlar, çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar dıştan içe doğru sırayla dört halka şeklinde çiçek tablası üzerine dizilirler.
  Çanak yaprak: Genelde yeşil renklidir. Çiçeğin en dış kısmını oluşturur.Çiçek tomurcuk halindeyken çiçeği korur.
   Taç yaprak: Çiçeğin renkli ve kokulu kısmıdır. Tozlaşmada böcekleri çekerek bitkinin çoğalmasında önemli rol oynar.
  Erkek organ: İpçik denilen bir sap ile başçık denilen şişkin bir kısımdan meydana gelmiştir. Başçıkta, içinde erkek üreme hücreleri (polen) bulunan çiçek tozu keseleri bulunur. Polenler olgunlaşınca keseler çatlar ve polenler etrafa yayılır.
           Dişi organ: Yumurtalık, dişicik borusu ve tepecik olmak üzere üç kısımdan oluşur. Yumurtalıkta çok sayıda dişi üreme hücresi (yumurta) bulunur. Dişicik borusu, tepeciği yumurtalığa bağlayan dar kısımdır. Tepecikte çiçek tozlarının yapışmasını sağlayan yapışkan bir sıvı bulunur.
          Erkek ve dişi organı bir arada  bulunduran bitkilere “bir evcikli” , erkek ve dişi organları ayrı bulunduran bitkilere de “iki evcikli” bitki denir. Meşe, mısır, çam, kestane ve fındık bir evcikli, söğüt, antep fıstığı, kenevir ve kavak iki evcikli bitkilerdir.


 
TOZLAŞMA

     Bitkide çiçeğin görevi tozlaşma yoluyla bitkinin çoğalmasını sağlamaktır. Bir çiçeğin erkek organından serbest kalan polenlerin diğer çiçeğin dişi organının tepeciğine ulaşması ve burada yeni bitki tohumlarının oluşması olayıdır. Tozlaşma olayında etkili faktörler şunlardır:
     1.Rüzgar: Polenlerin taşınması rüzgarla sağlanır. Kullanışlı ve sık görülen bir tozlaşma çeşidi değildir.
     2.Böcekler: Polenlerin arılar, sinekler ve benzer böcekler tarafından taşınması. Yaygın olan tozlaşma şeklidir. Çiçeğin güzel kokusu, güzel ve parlak görünümü ve salgıladığı şekerli maddeler böceklerin dikkatini çeker. Çiçeğin üzerine gelen böceklerin ayaklarına yapışan polenler böceğin diğer çiçeklere konmasıyla oralara taşınmış olurlar.
     3.Kendi kendine tozlaşma: Aynı çiçeğin erkek organındaki polenlerin dişi organına ulaşması sonucu meydana gelen tozlaşma şeklidir.
     Çiçekte döllenme sonucunda tohum oluşur ve bu tohumun etrafının yumurtalıkla çevrilmesi sonucu meyve oluşur. Tohumun toprakta çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşmuş olur.
ÇİMLENME

 Tohum içinde embriyo ve besin maddesi bulunan yapıdır. Tohumdan bitki kökünün, gövdesinin ve yaprak ve çiçeklerin oluşmasına çimlenme denir.
 Tohum çimlenirken gerekli besini çeneklerden alır. Tohumun çimlenebilmesi için uygun sıcaklık ve hava gerekir.
 Çimlenme esnasında tohumun yapısındaki besin kullanılır ve böylece yeni bir bitki oluşur.

 

MEYVE

 Meyve sadece, çiçekli bitkilere özgü bir üründür. Çiçek tozunun yumurtalığa erişerek yumurtayı aşılamasıyla birlikte hücresel çoğalma başlar. Yumurtalık yavaş yavaş şişer ve sonunda meyve halini alır. Tüm meyveleri beslemekte olan özsu meyveye de erişir. Özsu, olmakta olan meyveyi besler ve renklendirir. Meyveyi tatlılaştıran da özsudur.
 Meyveleri oluşumuna göre gruplandırırız.
   Meyve sadece dişi organın yumurtalık dokuları tarafından meydana getirilirse bunlara gerçek meyve denir. Örneğin; şeftali, kayısı, üzüm.
 Yumurtalıkla birlikte çiçek tablası, taç ve çenek yapraklar beraberce gelişerek meyve oluşturuluyorsa bunlara yalancı meyve denir. Örneğin; Çilek, elma, armut.
 Dir tane dişi organdan meydana gelen meyvelere basit meyve denir. Örneğin; Kiraz, erik, elma.
 Birkaç tane dişi organdan meydana gelen meyvelere ise bileşik meyve denir. Örneğin; Ahududu, böğürtlen.
 Ceviz, fındık, kestane gibi bitkilerin meyveleri zamanla sertleşip kurur. Tohumları yenilen bu meyvelere kuru meyve denir.

 

Ders Kitapları CD'de Olacak

 

                                   
           
 
 
 

  
    
 
 Milli Eğitim Bakanlığı, ilk ve orta dereceli okullarda okutulan ders kitaplarının tamamını internet ve CD ortamına aktarıyor.


İrfan Erdoğan, "Ders kitaplarımızda en iyi anlatılan konu bile birkaç sayfa bilgiden ibaret. E-kitapla öğrencinin araştırma yapmasını teşvik edeceğiz." dedi.

E-kitap adı verilen projede elektronik ortama taşınan kitapların, basılı kitaplardan üstün tarafları olacak.

Öğrenci, bu sayede derste işlediği konularla ilgili bilgi, fotoğraf, resim ve filmlere rahatlıkla ulaşabilecek. Proje hakkında bilgi veren Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, işlenen ünitelerle ilgili bir kütüphanede bulunabilecek kadar bilginin e-kitapta olacağını anlattı. Erdoğan, "Ders kitaplarımızda en iyi anlatılan konu bile birkaç sayfa bilgiden ibaret. E-kitapla öğrencinin araştırma yapmasını teşvik edeceğiz." dedi.

 

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, projenin faydalarını şöyle anlattı: "Çanakkale Savaşı konusu işlenirken e-kitaba giren öğrenci, savaşla ilgili çok sayıda fotoğrafa bakacak, filmler seyredecek. İsterse bir tuşa basarak konularla ilgili Anabritanica gibi ansiklopedilere de bakabilecek." Projeyle kütüphane dolusu bilgilerin öğrencinin ders kitabına girmesinin sağlanacağını belirten Erdoğan, "E-kitap çıkınca normal kitaplar kalkmayacak; ama öğrencinin araştırma yapmasına, sorgulamasına büyük imkan sağlanacak. Bu sayede çocuklar ev ödevleri hazırlamak için internet kafelere yönlendirilmemiş olacak. Çünkü ders kitabındaki bilgilerle çocuklar gerekirse powerpoint sunum bile hazırlama imkanı bulacak." dedi.

E-kitaplarda her ünite ve her konunun sonunda dersi anlayıp anlamadığını kontrol etmek amacıyla soru cevaplama sisteminin olacağını kaydeden Erdoğan, bu sayede öğrencinin dersi anlamadan başka bir konuya geçemeyeceğini vurguladı. E-kitapların 2007-2008 eğitim dönemine yetişmesi için Talim Terbiye Kurulu uzmanlarının çalıştığını bildiren Erdoğan, çalışmalar bittiğinde kitapların hem internet hem de CD ortamına aktarılacağını söyledi.

Kaynak: zaman.com.tr
 

Matematik Dersine Nasıl Çalışmalıyız ?

 

 

Bir gün soru çözmemek için izin!

 

Demek bu gün izin istiyorsun. Gel ne istediğine beraberce bir göz atalım:

 

 

Sınava 180 gün var. Hafta içi her gün 8 saat okulun var bu 60 gün ediyor, geriye 120 gün kaldı. Her gün 1 saat yemek molası ile geçiyor. Bu da 180 gün içinde 8 gün ediyor, geriye kaldı 112 gün. Hafta sonları dershaneye geliyor ve 5 saat orada bulunuyorsun bu da eder 11 gün, geriye kaldı 101 gün. Günde ortalama 8 saat uyuyorsun bu da eder 60 gün, geriye kaldı 41 gün. Hafta içi etütlere 3 saat katılıyorsun bu da eder 3 gün, geriye kaldı 38 gün. Her gün yollarda eve gidiş geliş için 2 saatin gidiyor bu da eder 15 gün geriye kaldı 23 gün. Zaten bu süre içinde en az 3 gün hastalık iznin olacak. Kaldı 20 gün. Bu süre içinde 7 gün bayram izni kullanacaksın, kaldı 13 gün. Şubat tatilinin bir haftasını dershaneye gelerek geçirecek geriye kalan 7 günü izin olarak kullanacaksın, geriye kaldı 6 gün. Her gün yarım saat çay ve sohbet molası veriyorsun bu da eder 4 gün geriye kaldı 2 gün. Günde 8 dakika aynanın karşısında kendini izliyorsun bu da eder 1 gün. Geriye kalıyor sadece 1 gün ve eğer ben sana bu 1 günü izin olarak verirsem sen nasıl sınavları kazanacaksın.
 
OKS ve ÖSS 'de Matematik Testinde başarılı olmak istiyorsanız;
• Ön hazırlık yaparak derse gir
• İyi beslenerek derse gir
• Yeni şeyler öğreneceğini düşün ve anlayacağına inan
• Tüm gücünle derse odaklan ve öğretmen anlatırken asla yazma, öğretmen bitirdikten sonra yaz.
• Anlamadığını derste mutlaka öğretmenine sor ve tartış, farklı bir yöntem düşünüyorsan onu da paylaş.
• Eve gittiğinde mutlaka o gün öğrendiklerini yazarak ve çözerek yeniden tekrar et, derste anladığın halde eve gelince unuttuğun,karıştırdığın her ne varsa mutlaka not al ve de onları sonraki derste sor.
• İyi bir defter tut, püf noktaları farklı kalemlerle işaretle. İyi bir defterin ders esnasında tutulan defter olduğunu unutma. Derste not tutup eve gelince onları yeniden yazmaya dayalı bir sistemin etkin olmadığını da hatırla!
• Öğrenilen konu parçasıyla ilgili ek temel sorular çöz ve test uygula. Arkasından öğrendiğin konuyla ilgili çıkmış sınav sorularını mutlaka çöz.
• Yatmadan önce yarınki programını yap. Çabuk unutulan ama mutlaka bilinmesi gerekenleri uyumadan biraz önce tekrarla ve aynı şeyi sabah kalktıktan hemen sonra yap.
• İyi bir program, zamanı en iyi bölüştüren bir program olmayıp, kişinin alışkanlıklarını, koşullarını dikkate alan programdır. Her insanın biyo ritmi, dikkat aralığı, yoğunlaşma gücü ve çalışma alışkanlıkları farklıdır. Belki de bütün bunlar dikkate alınmadığı için okullarda ve dershanelerde yapılan çalışma programları işlevsiz oluyor.
Demek oluyor ki iyi bir program, aşamalı olmak zorundadır. Konulacak hedef ne hemen ulaşılacak kadar yakın, nede ulaşılamayacak kadar uzak olmalıdır.
• Düzenli olarak kitap oku, akşamları ciddi bir kanaldan haberleri izle.
• Çok iyi bir kahvaltı yapmadan asla çıkma. “Yapamıyorum!” deme yerine, “yapacağım” de. Aç karnına iki bardak suyu yavaş yavaş iç ve özellikle de soğuk olmamasına dikkat et.
• Okulda ders dinlerken “nasıl olsa dershanede” anlarım diyerek dersten uzaklaşma yani okulun işini dershaneye bırakma. Aynı şekilde dershanede de “nasıl olsa özel kursta öğrenirim” diyerek dershane işini özel kursuna bırakma.!
• Geçmiş dönemlerde çıkmış OKS ve ÖSS sorularını mutlaka çözmelisiniz.Çünkü bugüne kadar gittiğiniz hiç dershane sorusu ÖSYM nin hazırlamış olduğu bu soruların özgünlüğünü yakalayamamıştır.
• Akşamları uykunun geldiği kritik anları belirle ve o anlar geldiğinde konumunu değiştir , farklı bir etkinlikte bulun. Örneğin bir arkadaşınla telefon görüşmesi yap. Göreceksin ki uykun kaçacak. Arkasından git dersinin başına otur. Bunu yapabilmek için mutlaka günlük somut planların olmalı.
• Her sınav öncesinde aşamalı olarak ulaşılabilir hedefler belirle.Diyelim ki üçüncü sınavda 30 matematik nete ulaşmış isen dördüncü sınavda 35 nete odaklan ve gerçekleşmezse de umutsuzluğa kapılma, hedefinde ısrarcı ol!
• Yapacağın her işi görev olarak yapmak yerine onu bir sorumluluk olarak yapmaya çalış, yani yaşam tarzına dönüştür.

 

Türkçe Dersine Nasıl Çalışmalıyız ?

 

Sevgili öğrenciler, 


Amacınız İster Anadolu ve Fen Liselerine İster Üniversiteye  girip, güzel bir eğitim alarak yarınlara en iyi şekilde hazırlanmak ve idealinizdeki mesleğe ulaşıp onu en iyi şekilde yapmak olsun. Bu amaca ulaşmak için gireceğiniz OKS sınavında sorulan 100 sorunun 25'i Türkçe dersinden ÖSS de ise sorulan soruların 60 tanesi Türkçe dersinden gelmektedir. OKS ve ÖSS Sınavlarını analiz ettiğinizde ve katsayılar dikkatle incelendiğinde Türkçe'nin önemini daha iyi anlayabilirsiniz.Türkçe’yi bütün kurallarıyla bilmek, sizin başarınız açısından oldukça önemlidir. Türkçe’yi iyi bilmek sadece Türkçe sorularını çözmekte değil, diğer derslere ait soruları çözmekte de işe yarayacaktır.


Sevgili öğrenciler, OKS ve ÖSS’de çıkan Türkçe soruları


1-Sözcükte,Cümlede Anlam Bilgisi,
2-Dil Bilgisi,
3-Anlatım Bozuklukları
4-Yazım Bilgisi
5-Edebiyat Bilgileri

olmak üzere 5 temel başlıkta karşınıza çıkmaktadır.


Anlam bilgisi, her şeyden önce hızlı ve doğru okumanızı; okuduğunuzu anlamanızı ve anladığınızı yorumlamanızı gerektirir. Soruların büyük çoğunluğunun anlam bilgisi olması ve ezbere dayalı bir bilgi istememesi bunun kanıtıdır. Anlam bilgisi soruları kelime, cümle ve paragraf düzeyinde karşımıza çıkar. Sözcük anlamında, sözcüğün cümle içinde kazandığı değişik anlamları bulma, yorumlama ve deyimlerin anlamlarını kavramaya yönelik sorular sorulur. Cümle anlamında cümlede verilen yargıyı kavrama, yargının oluşmasında etkili olan yardımcı yargıları bulma, yargıyı aktaran kişinin yansıttığı duyguyu, düşünceyi anlama ile ilgili sorular gelmektedir. Cümle anlamında sizlerin anlama yeteneğiniz ölçülür. Ayrıca birbirine benzer yargılar arasından farklı olanı bulabilme üzerinde durulur. Paragrafta sizden istenen, değişik yargılardan oluşan bir bütünü kavramanızdır. Bunu kavrarken aynı zamanda onun parçalarla olan ilgisini de anlamanız istenir. Paragraf soruları uzun olmasından dolayı zor soru olarak algılanır. Oysa bu soruların cevabı soruda verilen parçanın içinde gizlidir. Bu yönüyle belki de en kolay sorular paragraf sorularıdır.  . Paragraf sorularını kolay çözmenin yolu bol paragraf sorusu çözmekten geçer.Paragrafı okumadan önce soru kökünü mutlaka okuyun ve ne sorulduğunu anlamaya çalışın. Ayrıca Anlam Bilgisi konusundan gelen soruları çözebilmek için az da olsa kitap okumaya çalışmalısınız. Ayda bir iki kitap bitirmeniz size fayda sağlayacaktır. Okuduğunuz metni özetlemeye, eleştirmeye çalışırsanız yaptığınız işin verimliliği daha da artacaktır. Burada değinmek istediğimiz önemli bir husus da sözlük kullanımıdır. Okuduğunuz metinde karşılaştığınız kelimelerden anlamlarını bilmediklerinizi öğrenmek, deyimlerin tam karşılığını bilmek, atasözlerini kavramak istiyorsanız bir Türkçe sözlük ve bir de atasözleri sözlüğü edinmelisiniz. Böylece sınavlarda çıkacak muhtemel deyim, atasözü ve kelime anlamı sorularını çok rahat çözebilme yeteneğine kavuşmuş olacaksınız.


Anlam bilgisi soruları nasıl çözülür?

 

Anlam bilgisi konusu Türkçe dersinin en önemli konusu olup, sınavlarda soruların % 85'inin de geldiği bölümdür. Dolayısıyla bu konuyu öğrenmek, başarıya ulaşmak için çok önemlidir.

Türkçe dersinin en önemli konusu olan anlam bilgisin gelebilecek soruları çözmek için şunlara dikkat edilmelidir:

 

Günde bir sayfa da olsa kitap okunmalıdır. Kitap okuma alışkanlığı olmayanlar ilk başlarda gazetelerden ilgilerini çeken köşe yazılarını, daha sonra Dünya Klasikleri'nden olan hikâye ve romanları daha sonra ise düşünsel içerikli deneme kitaplarını okumalıdırlar.

 

Televizyon seyrederken, birilerini dinlerken, okurken veya herhangi bir nedenle duyulan ve anlamı bilinmeyen kelime ve kelime gruplarının anlamları sözlüklerden araştırılıp hemen öğrenilmeliler. Bunu için de her öğrencinin kütüphanesinde bir Türkçe sözlük, bir deyimler sözlüğü,bir atasözleri sözlüğü bir de imla kılavuzu bulunmalıdır.

 

Okul Türkçe kitaplarının konularının işleniş bölümünde yer alan "Kelime çalışmaları" ve "Okuma, anlama, Anlatma" çalışmaları bölümleri mutlaka incelenmeli, çalışılmalıdır.

 

Okunan metinler üzerinde çalışma yapılarak konuları, asıl anlatılmak istenen düşünceleri, metinden çıkarılabilecek düşünceleri ve metnin yazarının veya şairinin konuyu ortaya koyarken içinde bulunduğu ruh hâlini belirleyerek not etmek gerekir.

 

Bu metinler başkalarına da anlatılabilir. Okunan hikâye veya bir romansa özetleme yapılabilir veya benzer kısa hikâyeler de yazılabilir. Veya hikâye belli bir noktada bırakılarak okuyucu tarafında tamamlanabilir.

 

Bu çalışmalar kişinin okuduğunu anlama ve anladığını sözlü veya yazılı şekilde ifade edebilme yeteneğini geliştirir. Bu kabiliyetleri gelişen kişilerin soruları daha kolay ve hızlı, ayrıca da doğru olarak çözebilecekleri görülecektir.

 

Soruları çözerken kalem kullanmak gerekir. Kelimelerin, cümlelerin anlamları belirlenip yanlarına yazılmalıdır. Bu belirlemeler yorumlanmalı ve kıyaslanmalı, sonra da istenen bilgiye ulaşılmalıdır.

 

Özellikle paragraf sorularında kalem kullanmak çok önemlidir. Sözel bir metindir, okumayla yapılır düşüncesi eksiktir. Okunan ve parçadan çıkarılan düşünceler, konu, ana fikir ve yazarın içinde bulunduğu durum not edilmelidir. Bu veriler sorunun çözümünde bizden istenen bilgiler olacaktır.

 

Türkçe konuları birbirinin devamı olduğu için konuları sırayla ve anlayarak çalışın. Bir konuyu çok iyi anlamadan diğerine geçmeyin.

 

• Her konu bir sonraki konunun temelidir. Temeli sağlam olmayan bina en küçük etkilerde bile yıkılabilir.

 

• Çıkmış sorular çıkabilecek soruların aynasıdır, bu yüzden son 7 yılın çıkmış sorularını konu konu çözün.

 

• Test tekniğine alışmak için bol bol soru çözün.

 

• Anlayamadığınız yerleri mutlaka bir bilene sorun.


- 1998-2006 tarihleri arasında OKS de çıkmış sorularını çözmenizi ve önceliğinizi   6 ve 7. sınıf konularına vermenizi tavsiye ederim.


Yararlanılan Kaynak :Legese.Com .Yunus Bilge

 

 

 

Verimli Ders Çalışma Yöntemleri

 

 


Sınava hazırlık sürecini planlı ve verimli değerlendiren öğrenciler doğal olarak amaçlarına ulaşacaklardır. Dileğimiz hepinizin beklentilerinin gerçekleşmesidir.  Uzun yıllar boyunca yapılan gözlemler başarısızlığın en önemli nedenlerinden birinin planlı ve düzenli çalışma alışkanlığının eksikliği olduğunu göstermektedir. Bir konuyu öğrenmek ve bilgilerinizi kalıcı hale getirmek ancak bol soru çözmek, tekrar yapmak ye planlı çalışmakla mümkün olacaktır.

 

Öğrenme Nedir?


 
Öğrenme, kişinin öğrenme yaşantısı sonucu davranışlarında meydana gelen kalıcı izli davranış değişikliğidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi öğrenmede "davranış değişikliği" vardır. Çalışma sonucunda davranış değişikliği gözlemlenmiyorsa öğrenme gerçekleşmemiş demektir. Öğrenme olumlu yönde olabileceği gibi olumsuz yönde de olabilir. Önemli olan öğrenilen bilgiler arasında bağlantı kurabilmektir.

Öğrenmede "tekrar ve yaşantı" önemli bir rol oynamaktadır. Bireyin öğrenmesini sağlayan kişisel ve çevresel etkenler vardır. Kişisel etkenler yaş, zeka ve genel uyarılmışlık halidir. Zeka ne kadar yüksekse öğrenme o kadar hızlı olur. Düzenli ve bilinçli yapılan tekrarlar ise öğrenmede kalıcılığı sağlar.

Hedefe Ulaşmada Amaç ve Öncelik Belirleme


 
Etrafınıza dikkatlice baktığınızda, başarılı kişilerin ne yapmak istediğini bilen, hedefini önceden belirleyen ve başaracağına inanan kişiler olduğunu görürsünüz.

Bir şeyi elde etme sürecinde ne istediğini belirlemek yani amaçları oluşturmak ilk adımdır. Amaçları önceden belirleme, kişide ulaşılması gereken bir nokta düşüncesini belirler. Kişi o amaca ulaşmak için çalışır. Kısaca amaç belirleme, çalışmak için itici bir güçtür; çünkü istenilen, varılması gereken bir nokta vardır. Bu noktaya ulaşmaksa ancak çalışmakla olacaktır. O zaman yapılacak iş vakit kaybetmeden çalışmaya başlamaktır. Şu anda biz de hayatımızın en önemli süreçlerinden birine adım atıyoruz. Hedefimize ulaşmamız bu süreci nasıl değerlendireceğimize bağlıdır. 

İnsan bir şeyi gerçekten istemeye görsün, hiç bir şey aşılmayacak kadar yüksek değildir.

Hedefe Giden Yolda Etkin Zaman Kullanımı

Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün!

Fransa'da, ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir. Görevli, ilk işçiye yaklaşır ve sorar: "Ne yapıyorsun?"

"Nesin sen, kör mü!" diye öfkeyle bağırır işçi, "Bu parçalanması imkansız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş, ölümden beter."

Görevli hızla oradan uzaklaşır ve çekinerek ikinci işçiye yaklaşır. Aynı soruyu sorar: "Ne yapıyorsun?" İşçi cevap verir:

"Kayaları mimari plana uygun şekilde yerleştirilebilmeleri için, kullanılabilir şekle getirmeye çalışıyorum. Bu ağır ve bazen de monoton bir iş, ama karım ve çocuklarım için para gerekli sonuçta bir işim var. Daha kötü de olabilirdi."

Biraz cesaretlenen görevli üçüncü işçiye doğru ilerler. "Ne yapıyorsun?" diye sorar. "Görmüyor musun," der işçi kollarını gökyüzüne kaldırarak, "bir katedral yapıyorum."


 
Bu hikayenin enteresan tarafı her üç işçinin de aynı işi yapıyor olmaları. Görmeyi seçtiğiniz yol sizin tutumunuza bağlıdır. Bugün hava biraz bulutlu mu yoksa biraz güneşli mi! Güllerin dikeni mi vardır, dikenli dalların gülleri mi! Bardağın yarısı boş mudur, yarısı dolu mu! Yoksa bardak olması gerekenin iki katı büyüklükte mi! Seçim size ait.

Hedefe Ulaşmada Başaracağına İnanmak

Hepimiz hayatımızda yapmış olduğumuz işlerin başarıyla tamamlanmasını isteriz. Kim bir işin başarısızlıkla sonuçlanmasını isteyebilir ki? Özellikle de sonuçlanmasını istediğimiz durum ÖSS/OKS gibi bizim için, ailemiz ve çevremiz için bu denli önem taşıyorsa!

ÖSS/OKS sadece başarılı olmak için hazırlandığımız bir sınav değildir. ÖSS/OKS aynı zamanda gelecekteki yaşam standartlarımızı da belirleyen bir ara aşamadır. Aslında bu ara aşamayı iyi sonuçlandırarak tüm hayatımızda başarılı olmayı da belirliyoruz. Tabi ki bunlara ulaşabilmek için de başarıyı "hedef" olarak belirlememiz ve buna gerçekten inanmamız gerekiyor. Bazen içimizden bir ses bize bunu yapamayacağımızı fısıldar. Bunu duyduğumuzda, hissettiğimizde etkilenebiliriz. Önemli olan bu etkiyi her zaman pozitif yöne çevirmek, hedefimize ulaşmakta araç olarak kullanmaktır.

Olumsuz ifade ya da durum ne olursa olsun; başarılı bir insan olarak bunları değerlendirip hedefe ulaşmak için alternatifler üretmeliyiz. Çünkü başarı için gerekli güç içinizde, o fısıldayan sesin hemen yanı başındadır. Bu gücü harekete geçirmek ise tabi ki sizin elinizde. Kendinize hedefinize ulaşmayı ne kadar istediğinizi sorun. "ÇOK" değil mi? Öyleyse şu egzersizi ses tonunuzu her defasında daha da yükselterek tekrarlayın:


 
BAŞARACAĞIM!
BAŞARACAĞIM!
BAŞARACAĞIM!
BAŞARACAĞIM!
BAŞARACAĞIM!
BAŞARACAĞIM!
BAŞARACAĞIM
!

 


 
İçinizdeki gücü hissediyorsunuz değil mi? Tabi ki başarıya ulaşmak sadece bu güçle ve inanmakla olmayacaktır. Bunlar bizim başarıya doğru yürümemizi, adımlarımızı atmamızı sağlayan öğelerdir. Başarıya ulaşmak için hedefe doğru yılmadan, vazgeçmeden yürümemiz adım atmamız gerekecektir. Her adımda, her soruda, her nette hedefimize daha da yaklaşırız. Unutmayın, mermeri delen de suyun gücü değil, sürekliliğidir. Bu yüzden hedefe doğru yürürken "süreklilik" esastır.

Hedefe Ulaşmada Planlı Çalışmak

Eğer siz de "derslerimi yetiştiremiyorum, okul dersleri ile ÖSS/OKS'ye hazırlık bir arada gitmiyor, zaten yazılılar da üst üste geldi, yetişemiyoruuum!!!" diyorsanız, plansız çalışıyorsunuz demektir.


 
Peki böyle bir sorunu nasıl çözümleyebiliriz? Tabi ki plan yaparak!

Plan, yapılacak işlerin belli bir süre ve düzene sokulmasıdır.Yani hangi derse ne zaman ve ne kadar çalışacağınızı belirlemektir.

Hedefe Ulaşmada Planlı Çalışmayı Engelleyen Etmenler

Bu kadar çalışma yeter.
Ben yapamam ki!
Bugün çok yorgunum
Benim çalışmaya ihtiyacım yok.
Bu konu çok zor.
Bu konular hayatta lazım olmaz.
Bugün zamanım yok.

Yukarıdaki cümlelerden bazıları ya da hepsi sizin de sık sık kullandıklarınız arasındaysa artık plan yapmaya başlamalısınız demektir! İşte size plan yapmanın bazı püf noktaları:


 
Evinize gittiğinizde kendinize belirli bir zaman dilimi ayırın ve bu süre içerisinde dinlenin. Günlük ders çalışma programı hazırlayın ve hazırlarken şunlara dikkat edin:

Verimli olarak ders çalışabileceğiniz zaman dilimini ve çalışacağınız dersleri belirleyin. Zorlandığınız derslerden çalışmaya başlayın, konsantrasyonunuz daha yüksek olduğundan algılamanızı kolaylaştıracaktır. Çalışırken ders  sıralamasının bir sözel bir sayısal olmasına dikkat edin. Böylece beyninizin sözel ve sayısal alanları eşit şekilde çalıştığından daha yüksek verim alacaksınız. Ders çalışırken her 45 dakikada bir 5 dakikalık kontrol tekrarı yapm, 10 dakika dinlenin. 10 dakikalık molalar sırasında zihninizi dinlendirecek faaliyetlerde bulunun ancak televizyondan uzak durun. Çünkü televizyonu açmak, için çok küçük bir enerji yeterlidir ancak kapatmak gerçek bir mücadeleyi gerektirir.

 

Hedefe Ulaşmada Çalışmaya Başlamak ve Sürdürmek

Dikkatin dağılması sebebiyle çalışma veriminin düşmesi hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de size keyif veren ve dinlenmenizi sağlayan etkinliklere daha az zaman ayırmanıza yol açar. Diğer taraftan dinlendirici etkinliklere zaman ayıramamak da başarının düşmesine neden olur. Bu durumda zihnimizi dağıtacak etkenlerin ne olduğunu bilmeli ve onları ortadan
 
kaldırmaya çalışmalıyız. Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler hayal kurmak ve endişelere kapılmaktır. Ders çalışırken hayal kurduğunuzu fark ettiğinizde bir an durup ne yapmakta olduğunuzu ve hedefinizi düşünün. Ders çalışırken kurduğunuz hayal hedefinize ulaşmada size ne kadar yardımcı olabilir? ÖSS/OKS'ye hazırlanırken ders çalışmanın yanında kendinize de zaman ayırmalısınız. Önemli olan ders çalışma süresi içinde yalnızca ders çalışmak, eğlence zamanlarında da yalnızca eğlenmektir. Yani yaptığımız etkinliğin planlanan zaman dilimi içinde hakkını vermektir. ÖSS/OKS ye hazırlanırken duyulan bazı endişeler de zihnin dağılmasına yol açar.

Kazanabilecek miyim?


 
Başarılı olamazsam ailemin yüzüne nasıl bakacağım?

Deneme sınavlarındaki kadar yüksek netler yapamayacağım!

Ben arkadaşlarım kadar hazırlanmadım, onlar kazanacak ben kazanamayacağım!

Sanırım kazanamayacağım!

Bu sınava bir kez daha hazırlanamam!

Zaman çok azaldı, çalışacak çok konu var, hayatta yetişmeyecek!


 


ÖSS/OKS sürecinde öğrencilerin kimi zaman kendilerini sorgulamaları normaldir. Önemli olan bunları endişe boyutuna getirmemek, bu tür düşüncelerin zihninizi dağıtmasına engel olmaktır. Motivasyonunuzun düştüğünü hissettiğiniz an geleceğinize ve üniversiteye yönelik hayaller kurun. Şu an çalıştığınız konuların sizi hedefinize yaklaştıran bir basamak olduğunu düşünün. Böylece ders çalışmak sizin için daha anlamlı bir hale gelecektir.

Hedefe Ulaşmayı Engelleyen Çevresel Etkenler

Çalışma Odası ve Masası:

Ders çalışma etkinlikleri mümkünse hep aynı ortamda yapılmalıdır. Bu sayede ortam öğrenmeyi tetikleyici bir iç disiplin sağlayacaktır. Masanızdaki dağınıklık dikkatinizin dağılmasına neden olacaktır. Mümkün olduğu kadar düzenli ve iyi ışık alan bir masada çalışın. Çalışma ortamınız sade olmalı poster afiş gibi dikkati dağıtacak unsurlardan arındırılmalıdır. Odanızı sık sık havalandırın, çünkü havadaki oksijenin azalması gerginliğe yol açar ve bu durum baş ağrısı gibi öğrenmeyi güçleştiren bir çok etkenin doğmasına neden olur.


 
Yatarak ders çalışma:

Dikkat dağınıklığına neden olur. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun ders kitabını alıp şöyle uzanarak çalışmak istemenin tek sonucu vardır: uykuya dalmak veya çalışamayacak kadar gevşemek.. Çünkü uyku ve uyanıklığı sağlayan anatomik yapılar beyin sapındadır. Kas geriliminin belirli bir düzeyde olması uyanıklığı sağlar. Eğer kas gerilimi belirli bir düzeyin altına düşerse beyin sapına gönderilen mesajlar ile uykuyu başlatan maddeler salgılanmaya başlar böylece öğrenmeyi sağlayan dikkatin ön şartı olan uyanıklık bozulmuş olur.

Müzikle ders çalışma:


 
Araştırmalara göre insan beyni aynı anda birden fazla uyarıcıyı alabilir ancak dikkatini bir tek noktada odaklayabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinleyip hem de ders çalışması olanaksızdır! İnsan ya müzik dinler ya ders çalışır. Bizim önerimiz ders çalışırken müzik dinlememeniz müziği planlarınızı gerçekleştirdikten sonra ödül olarak kullanmanızdır.


 
Telefon:

Çalışırken aklınıza gelen bir şeyi söylemek veya dersle ilgili bir soruyu yöneltmek için telefon başına gitmek çok sık rastlanılan bir durumdur. Bizim tavsiyemiz ders çalışma seansını tamamlamadan kimseyi aramamanızdır.

Hedefe Ulaşmada Dikkat Toplama Yolları

Verimli ders çalışma için gerekli temel niteliklerden biri de konsantrasyonu sağlamaktır. Ders çalışırken dikkatimizi çalıştığımız konu üzerine yoğunlaştırmalı, bütün enerjimizi çalıştığımız konuya vererek ders çalışmayı öğrenmeliyiz. Konsantrasyon, dikkatin aynı noktaya toplanması, tüm öğrenme mekanizmalarının aynı noktaya yönlendirilmesi, bütün alıcıların öğrenmeye hazır hale getirilerek algının en yüksek performansına ulaşması olduğu için, bu şekilde yapılan bir çalışma çok verimli olacaktır.

 

Ders çalışırken şu ve benzeri nedenler dikkatinizi dağıtabilir:

1.       Duygusal sorunlar

2.       Fizyolojik rahatsızlıklar

3.       Önemsiz ayrıntılara takılma

4.       Öğrenilecek bilgilerin zor ve karmaşık olması

5.       Çalışma ortamınızın uygun olmaması

6.       Önemsiz bazı sorunların zihninizi oyalaması

 


 
Plansız ve düzensiz çalışma

Önemli olan dikkatimizin dağıldığının farkına varıp zihnimizi tekrar çalıştığımız konu üzerine yoğunlaştırabilmektir. Bunun için de aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz. Çalışmaya başlamadan önce, kendinize çalışma sonunda gerçekleştireceğiniz bir hedef belirleyin. Çalışılan konuya ilgi ne kadar yüksekse öğrenme o kadar kalıcı olur, bu nedenle yapacağınız çalışmayı sevin. Çalışmalarınızda daha önce hazırlamış olduğunuz plana mutlaka uyun.


 
Bir konuyu çalışırken okuyun, yazın, anlatın kısacası birden fazla öğrenme etkinliği kullanın.  Çalışmaya başlamadan önce iyice dinlenin ve mümkünse planlanan saatler içinde çalışma masanızdan kalkmayın. Başarısızlık korkusunu yenmenin yolu kendine güvenmektir. Kendinize güvenin ve yeterince çalıştığınız takdirde bu sınavı başaracağınızı unutmayın.

Hedefe Ulaşmada Tekrarın Önemi Nasıl Tekrar Yapmalıyız?

Belli bir süre sonunda öğrenilen bilgiler unutulur bu gayet doğaldır. Ancak ÖSS gibi hazırlık aşaması uzun bir süreçte gerçekleşen sınavlarda yapılan periyodik ve bilinçli tekrarlar unutmayı minimal düzeye indirir. Araştırmalar göstermistir ki:

45 dakikalık çalışma sonunda yapılan 5 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin 1 gün,
1 günlük çalışma sonrasında yapılan 10 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin 1 hafta ,1 haftalık çalışma sonunda yapılan 20 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin 1 ay ,1 aylık çalışma sonunda yapılan 30 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin uzun süreli
HAFIZADA KALMASINI SAĞLAR!

Yukarıdaki bilgilerden de anlayacağımız gibi sistemli tekrarlar öğrenme, kavrama ve hatırlama konularında birikim sağlar.

Öğrenilen bilginin hatırlanmasını kolaylaştırmak için:

Düzenli tekrar yapın.

Gerekli-gereksiz her şeyi öğrenmek yerine işinize yarayacak bilgileri öğrenin.

Öğrenmeniz bir amaca yönelik olsun.

Öğrenmeye karşı istek duyun.

Somut kavramların soyut kavramlara göre daha kolay öğrenildiğini unutmayın. Öğrendiğiniz bir formülü, ilkeyi soruların çözümünde kullanarak somutlaştırın. Öğrendiğiniz konular arasında bağlantı kurun, birbiriyle ilişkilendirilen konular belleğe daha kolay aktarılır ve hatırlanır.

Öğrenirken alacağınız küçük notlar hatırlamanızı kolaylaştırır.

Bilgiyi ezberlemeyin, yorumlamaya çalışın.

 

İSOAT

Etkin okuma olarak tanımlayabileceğimiz İSOAT yöntemi 5 adımda gerçekleşir. Bir bilginin öğrenilmesi kadar uzun süreli hafızada saklanabilmesi de önemlidir. Hafızada tutabilmek de düzenli tekrarlar ve öğrenilen bilgiyi anlamlı hale getirmekle mümkün olacaktır.
 


İSOAT öğrencinin aktif olarak öğrenmesini sağlaması, beyninde soru işaretleri yaratıp cevaplarını bulmaya yönlendirmesi, öğrenilen bilgiyi kullanmasını ve düzenli tekrar yapmasını sağladığı için öğrenme etkinliklerinde kullanılması gereken çok önemli bir yöntemdir. Şimdi bu yöntemin adımlarını tek tek inceleyelim.

Bu adımda yapılması gereken 5 dakikalık bir süre içerisinde konunun ana hatlarını okumak, göz gezdirmektir. Burada önemli olan konunun tamamını değil, başlıklarını, altı çizilen ya da koyu yazılan cümleleri, ana hatları ile okumak resim ya da şemaları gözden geçirmektir.


 

 


Bu adımda izle basamağında yaptığınız hızlı okuma verilerine dayanarak konuyla ilgili soru oluşturmak temel amaçtır. Anlatılan ya da okunan bir konuyu anlayabilmek için aklınızda sorular oluşturmanız gerekir. Eğer okuduğunuz metne ilişkin aklınıza soru işaretleri oluşmadıysa yeterince anlayamamışsınız demektir. Bu durumda l.adım olan "izle" basamağına geri dönmelisiniz. Konu başlıkları, benzerlik ve farklılıklar ve konuda geçen tanımlar muhtemel sınav sorularıdır, bu soruları bir kağıda not almanız yerinde olacaktır. Bu adım yaklaşık 5 dakika sürmelidir.


 

 


Bu adımda bir önceki "sor" basamağında çıkarmış olduğunuz soruların cevaplarını bulmalı ve bir kağıda not almalısınız. Okumuş olduğunuz konudaki ana fikirlerin, işaret kelimelerin dikkatinizi daha çok çekebilmesi için altını çizin ya da yanlarına bir işaret koyun (küçük bir yıldız, ünlem vb.). Sonuç olarak, her zaman, özetle vb. kelimelerin ardından önemli bir açıklama geleceğini unutmayın. Bu adım çalıştığınız konunun içeriğine göre yaklaşık 20 dakika sürmelidir.

Bu adımda önünüzdeki metne bakmadan "sor" basamağında çıkardığınız sorular ve "oku" basamağında aldığınız notlara dayanarak konuyu sanki karşınızda sizi dinleyen birileri varmış gibi yüksek
 
sesle anlatın. Öğrenilen bilgilerin yarısından çoğunun ilk bir saatte unutulduğunu göz önüne alırsak "anlat" basamağındaki tekrar, öğrenmenin kalıcı olması için büyük önem taşımaktadır. Bu adımda önünüzdeki kitabı ve aldığınız notları kaldırıp konuyu kendi kendinize anlatmaya çalışın. Unutmayın ki yeterince öğrenmediğiniz bilgileri anlatmanız mümkün değildir. Bu nedenle yapılan tekrarlar varsa, eksiklerinizi görmek ve tamamlamak açısından oldukça önemlidir.

Hedefe Ulaşmak İçin Olumsuz Düşüncelerden Uzaklaşın

ÖSS/OKS'yi kendiniz için bir "olmazsa olmaz" haline getirmek sınav hakkında olumsuz düşüncelere kapılmanıza neden olacaktır. Bu tür düşünceler kendinize olan saygınızı kaybetmenize ve kendinizi değersiz görmenize yol açabilir. Bunun yerine sınavı kazanmanın tek seçeneğiniz ve son şansınız olmadığını kedinize kabul ettirin, doğru olan da budur. Geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı düşünün. Bu size itici bir güç sağlayacaktır. Kendinize güvenin ama bunun için nedenleriniz olması gerektiğini unutmayın!


 
Başarısızlıklarmıza hayıflanmak yerine nedenlerini bulmaya çalışın. Aynı nedenlerin yeni başarısızlıklara yol açmasına izin vermeyin. Sınav başarınızla kişilik değerinizi eş görmeyin. Unutmayın ki sınavlarda uygulanan kişilik testleri değil, bilgi ve başarı testleridir. OKS / ÖSS ciddi bir hazırlık gerektiren, zaman zaman stresi de beraberinde getirebilecek bir süreçtir. Bazen enerjinizin tükendiğini hissedebilirsiniz. Böyle durumlarda paniğe kapılmayın, çünkü panik sadece öğrenmenizi engeller. Kendinize bu tür endişelerin sadece zaman kaybı olduğunu tekrarlayın ve ders çalışmaya devam edin.
 
 
 
 

« Önceki ::

Google
http://www.site

>