< Sehir - Günlük Yaşam - Blogcu





İşte İzmir'liler....

 

İşte İzmirli'ler

 

Eğer Kordon dendiğinde aklınıza ütü kordonu dışında bir yer ismi geliyorsa

 

Eğer Alsancak'ta hayatınızda birkere bile piyasa yaptıysanız

 

Körfez kokusu nedir biliyorsanız

 

Hilton’un yapıldığı tarihi hatırlayabiliyorsanız

 

Fame city'de deliler gibi eğlenip (yaşınıza bakmadan) çıktığınızda "vay be bizim de bir gökdelenimiz var"

dediyseniz 

 

"TAM 35" ve "35 BUÇUK "kavramları size birşey ifade ediyorsa

 

"Gevrek","çiğdem", "domat", "nohut" gibi kavramları kullanıyorsanız

 

"Boyoz" kelimesi size bir şeyler hatırlatıyorsa 

 

Arapsaçı, turp otu, dalagan, istifno, ebegömeci, denizbörülcesi nedir biliyorsanız

 

Konuşurken arada bir diliniz istemeseniz de "Geliyom, gidiyom, gelcem, yapçan, etçen" şeklinde sürçebiliyorsa

 

Gördüğünüz her gökdeleni Hilton'la kıyaslıyorsanız

 

Churchill'de çay içtim dediyseniz

 

Elinizde Hasan Tahsin anıtının yada Atatürk anıtının yanındayken çekilmiş bir fotoğraf varsa

 

Karşıyaka denince aklınıza güzel kızlar geliyorsa

 

Bir kerecik dahi Kıbrıs Şehitleri'nde sevgilinizle el ele dolaştıysanız

 

Park sorunu, trafik sorunu, kara kış ne demektir bilmiyorsanız

 

Kar görmek için Sabuncubeli'ne yada Manisa Spil'e gittiyseniz

 

Zeybek havası duyduğunuzda içiniz cız edip kalkıp oynayasınız geliyorsa

 

Kalbim Ege'de Kaldı şarkısını kendinizle özdeşleştirebiliyorsanız

 

"Ağustos Sıcağı" kavramından nefret ediyorsanız

 

9 Eylül size Üniversite dışında şeyler de hatırlatıyorsa

 

"Kumru"nun aslında bir kuş olmadığını, çok ta lezzetli olduğunu düşünüyorsanız

 

Hıdrellez denince sokaklarda yakılan ateşler aklınıza geliyorsa

 

Behçet Uz'un kim olduğunu biliyorsanız

 

Atilla İlhan, Can Yücel, Sezen Aksu isimlerini duyduğunuzda şöyle bir kabarıyorsanız

 

Sokaklarda türbanlı insanları görmeye alışık değilseniz

 

Şimdiye kadar kaç kişinin  "körfezi temizleyeceğim" dediğini hatırlayabiliyorsanız
 
Şimdiye kadar bir kere bile olsa sevinç'in önünde buluştuysanız veya Sevinç'te "kup" yediyseniz

 

Üniversite denince aklınıza iki tane , özel okul (kolej) denince de sayılı isim geliyorsa

 

Sıcakkanlıysanız

 

Paraşüt kulesinden atladıysanız yada atlayan tanıdıklarınız varsa

 

Fuar 'daki gölde kuğulara bindiyseniz

 

Her sene Ağustos'un sonunda fuara giderek "birkaç ünlü görsek  bari "diyorsanız
 
Hiçbir zaman bir yere geç kalma korkusu yaşamadıysanız

 

İnsanlar size sanki birer düşman gibi bakmıyorsa

 

SİZ İZMİRLİ'SİNİZ

İzmir'in denizi kız.. Kızı deniz..

İzmir'in denizi kız.. Kızı deniz..

Külebi'nin dizeleri ile tanıştığımda, İzmir kızlarını henüz tanımamıştım.. "İzmir'in denizi kız
Kızı deniz
Sokakları hem kız
Hem deniz kokar!.."
Aşka, güzelliğe, hele 1950'lilerin ortamını düşünün, kıza, kadına ve cinselliğe aç yeni bir ergen olarak, nasıl hayallere daldırmıştı, bu masal kenti beni..
Külebi'yi tartmam için 1970'i beklemem gerekti.. Modern Folk Üçlüsü ile ben menecerleri, ziyaret ediyorduk kenti.. Ve Külebi'nin masalı ilk anda çökmüş görünüyordu. İzmir'in sokakları deniz değil, bok kokuyordu.. Denize akan lağımlar körfezi öyle bir leş haline getirmişti ki, anlatması zor.. Otobüsünüzde birden yanınızdakine bakıyordunuz.. O da ayni dehşetle size bakıyordu. Bilmeyen herkes birbirine bakıyordu, "Kim yaptı" diye.. Bilenler biliyordu.. Koku İzmir'e gelmek üzere olduğunuzu haber veriyordu..
O akşamüzeri, yeni dostumuz, o zaman Türkiye'nin en ileri pop müzik radyosu İzmir'in ünlü DJ'lerinden Ali Kocatepe bizi Bonjur'a davet edince, Külebi vurdu bizi..
Cennete gelmiştik sanki.. Etraf huri doluydu. Her masadaki her kız güzeldi.. Metrekareye en çok güzel kızın düştüğü yerdi Bonjur, o güne dek gezdiğim dünyada..
Ali'ye "İzmir delikanlıları olarak ne kadar talihli olduğunuzun farkında mısın" dediğimi hatırlıyorum..
Aklım Bonjur'da, aklım İzmir'de, aklım İzmir kızlarında kalarak döndüm Ankara'ya.. Ondan sonra da her fırsatta gittim.. Gitmek için fırsat kolladım.
Sonunda İzmirli bir sevgilim de oldu. O da beni terk edip gitti bir gün.. Ama giderken bıraktığı tadı unutmam mümkün değil.. Hepsinden farklıydı, öncekilerin..

Yazar Tuna Kiremitçi "İzmir kızlarının güzel olduklarını zannetmemizin nedeni, İzmir'deki kadın-erkek ilişkilerinin Türkiye geneline göre daha normal olmasıdır. Yani İzmir kızları iletişim kurmasını bildiklerinden bize fiziksel olarak daha güzel görünürler" demiş..
Der demez de, sadece ülkenin değil, dünyanın ender yöre gazetelerinden Yeni Asır, balıklama dalmış konuya ve tartışmayı başlatmış..
Bir yanda hemen her Türkiye güzeli yarışmasına egemen olan İzmir kızları..
Jülide Ateş.. Yüksel Ak.. Cansu Dere.. Nehir Erdoğan.. Çağla Kubat.. Fatoş Seğmen.. Ebru Akel.. Esra Eron.. Mersin'den İzmir'e transfer olunca güzelliği tescillenen Didem Taslan
hatta..
Öte yanda Kiremitçi'nin yorumu..

Külebi mi haklı, Kiremitçi mi?.. Galiba ikisi de.. İzmir dünyanın en kozmopolit kentlerinden biri.. Kaç millet, kaç ırktan insan yaşıyor.. Türkiye içinde de bir göç merkezi.. Avrupa'nın, Anadolu'nun her yanından gelen insanlar yerleşmiş, İzmir'e yüzyıllar boyu..
Melezlik en önemli güzellik unsurudur. Irklar karıştıkça kuşaklar güzelleşir.. Doğru.. Yakın evlilikler fena halde bozarken..
Ama İzmir'in bir yaşam tarzı olduğu da doğru..
Ülkenin en özgür kızları İzmir'de doğup büyüdüler.. Kaç göç olmadan yaşamak, hem fizik, hem ruhsal güzellik açısından önemlidir. Kızlar güzelliklerini sergilemekten korkmak bir yana, daha da geliştirmek ve en güzel yanlarını sunmak üzere yetiştiler..
Güzelliklerini gizlemek değil, vitrine koymak bilincine sahip oldular.. Makyaj sırlarını çok küçük yaşlarda öğrendiler..
Erkeklerle ilişkilerinde hep rahat, hep doğal, hep içten oldular..
Böyle olunca da, Anadolu'nun geri kalan yörelerindeki kızlara göre bir değil, birkaç adım önde başladılar hayata..
Bir başka yerde bir kızın mesela gözlerinin ne kadar güzel olduğunu keşfetmek zorunda kalırsınız. Oysa İzmirli kız, gözlerinin güzelliğini bilir ve öyle bir makyaj yapar ki, bakınca önce gözlerini görürsünüz ve "Ne güzel gözler" diye değil, "Ne güzel kız" diye bakarsınız.
Hani derler ya "Güzel olmayan kadın yoktur aslında" diye.. İşte budur işin aslı.. Her kadında güzel bir yan vardır mutlak.. Giyim ve makyaj ustalıkları ile bu güzel yanı ilk bakışa sunmayı başarırsanız, karşınızdaki, parçaya değil, tüme "Güzel" der.
İzmir kızları, güzelliklerini sergilemekte alabildiğine özgür, Kiremitçi'nin dediği gibi iletişim kurmakta alabildiğine rahat yetiştikleri için fark attılar aslında..
Böyle yetiştikleri için, hem fizikleri ile hemen göze çarptılar, hem ruhları ile erkekleri çok kolay etkilediler..
Onlara "İzmir'in denizi kız/ Kızı deniz/ Sokakları hem kız/ Hem deniz kokar" dedirttiler..

"Asla evlenmez" diye düşünürdüm, Öcal Ağabeyim için.. Bir gün karşısına bir İzmirli çıktı.. Ağbim hanım köylü o gün, bugün..
Ben de yolunda gidiyordum, ramak kaldı.. Benim yüzümden değil.. İzmirli beğenmedi beni.. Bırakıp gitti.. Bana "Sensiz hayat İzmirlim, zor gibi geldi bana" şarkıları söyleterek.. "İzmir özledim seni.. Gözümde tütüyorsun" ağıtları yaktırarak..


HINCAL ULUÇ
02.04.2005
Sabah Gazetesi

İZMİR

GEZİYORUM   
 
EGE'nin incisi, Efeler diyarı, Güzel İzmir
Türkiye'nin üçüncü büyük kenti olan İzmir, Konak, Bornova, Karşıyaka, Çiğli, Balçova, Buca, Menemen, Aliağa, Dikili, Foça, Bergama, Urla, Karaburun, Mordoğan, Seferihisar, Alaçatı, Çeşme, Özdere, Gümüldür, Ödemiş, Kiraz Beydağ, Selçuk, Kemalpaşa, Torbalı, Tire gibi birçok ilçeye sahip. 
Ege bölgesinin göz bebeği kentin içini gezmeye, İzmir'in simgesi haline gelmiş Konak meydanında ki İzmir saat kulesinden başlıyoruz.


Çevre düzenlemesi defalarca yapılmış olan meydanın saat kulesi, Osmanlı saat kuleleri içinde en estetik görünüşlü ve en zarifi olarak kabul ediliyor. İzmirliler'in randevulaşıp, çevresinde dolaşıp dinlendikleri, anı fotoğrafları çektikleri kule, etrafı betonlaşıp daralsa da, güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeden tüm heybetiyle ayakta duruyor.

 

İzmir Saat Kulesi

Sultan 2.Abdülhamit'in tahta çıkışını 25. yıldönümüne yetiştirilmek üzere 1901'de bazı parçaları yurt dışından getirilerek bir Belçika firmasının projesiyle inşa edilen kulenin saati ise Alman İmparatoru 2.Wilhelm tarafından hediye edilmiş. 25 metre boyundaki mücevher görünümlü İzmir Saat Kulesi'nin mermer kubbeli çeşmeleri ve dört giriş üzerinde 68 sütunu bulunuyor. İki katın çevresi sekizgen balko nla çevrili ve sekizgen planlı kuleyle yükseliyor. Osmanlı armalı, Sultan Abdülhamit tuğralı kulenin metal çatısı 12 sütunlu, zirvesi ise âlemle nihayetleniyor. 1985 yılında ışıklandırılıp, İzmir Belediyesi'nce bakımı yapılan kulenin saati de Elektronik sisteme dönüştürülmüş.
Belediye binası ve Konak Cami ile çevrili Saat kuleli meydan, Konağı, Alsancak'ı, Karşıyaka'ya bağlayan durumuyla günümüzün yoğun araç ve yaya trafiğine sahne oluyor. İzmir'in başlıca alış veriş merkezi konumunda ki Konak Kemeraltı Çarşısı, cadde, sokak, pasaj ve galerili tarihi hanlarıyla ziyaretçilerini derinliklerine doğru çekerken, biz meydandan sahil yönünü Güzelyalı yönünde takip ederek İzmir'in bir başka simgesi olmuş asansörle bütünleşen Asansör semtine geliyoruz.
 
Asansör
Denizin doldurulup düzenlenmesiyle yepyeni bir gezi ve yeşil alana kavuşmuş olan sahil yoluna paralel iç yol uzun boylu çok katlı apartmanların gölgesinde kalsa da, iki katlı, cumbalı, saçaklı, eski İzmir evlerine burada da rastlanıyor. Asansör sokağına geldiğinizde ise bu tip evler çoğalıyor ve karşınıza Asansör'den önce bir zamanların unutulmaz şarkıcısı "Deniz ve Martı sordular seni neredesin. Nasıl derim terk etti, bırakıp gitti" şarkı sözleri ile hatırlayacağınız parçanın sahibi 302 sokakta Dario Moreno'nun müze evi çıkıyor. Bu nostaljik anı tazelemenin sonrasında tarihi asansör, dev bir anıt gibi karşınızda dikiliyor. Asansörle çıkacağınız noktada hiç işiniz olmasa bile, içinizden hemen binip yukarı çıkmak için sabırsızlanabiliyorsunuz. Asansör'ün girişi, kitabesi, kapısı sizi yıllar öncesine götürüyor. Bilet alıp bindiğiniz kabinlerde yükselirken camlı bölümlerden körfeze yüksekten bakmaya başlıyorsunuz. Dikine çıktığınız, kısa yolculuklu noktada ki platform ise doyumsuz güzellikte panoramaya sahip. 1907 yılında hizmete giren asansör 40 metre yüksekliğinde. İzmirli tüccar Şerif Remzi Reyent tarafından satın alınmış. 1973 yılında ölen Reyent'ten varisi Ayla Ökmen'e kalan asansör, 1983 yılında satılmaması koşuluyla İzmir Büyük Şehir Belediyesine bağışlanmış. Yıllarca Mithatpaşa Caddesi ile Halil Rıfat Paşa Caddesi arasında yaya bağlantısı sağlanan ve restore edilen asansörde İzmir'e hâkim manzaralı Ceneviz meyhanesi, restoran, çay teraslarında hoş vakit geçirme olanakları bulunuyor.
Ayrılması zor mekândan tekrar aşağı iniyoruz. Göztepe yönüne sahil yoluna devam edersek Önce Göztepe Atatürk Evi dikkat çekiyor.


Tarih 9 Eylül 1922 Mustafa Kemal 30 Ağustos zaferini kazanmış. İzmir'e o gün giriyor. İzmir karargâhında yorgunluk, heyecan, mutluluk, şaşkınlık hepsi var. Müttefiklerin delegeleri, zaferi kazanan komutanın kapısında sıra bekliyor. İşte tam bu sırada yaverlerin odasına sırasız, izinsiz bir kadın dalıyor. Gelen genç hanım İzmir'in ünlü iş adamlarından Uşakizade Muammer Bey'in kızı. Herkes dışarıda beklerken, adı Latife olan bu genç hanım muzaffer komutanın yanında bir saat kalmayı başarmış. "Uşakizadelerin evinin Paşaya iyi bir karargâh olacak vasıfta olduğunu ısrar ile tekrar tekrar anlatıp oradan ayrılmış. 13. Eylül 1922 gecesi unutulmayan İzmir yangını başlıyor. O gün çevresinde ki birçok yakını İzmir karargâhından çıkmasını ve başka bir yere yerleşmesini isterken özellikle İsmet ve Fevzi Paşaların ve yaverlerin ısrarıyla Mustafa Kemal, Uşakizade Muammer Bey'in Göztepe'de ki köşküne gitmeyi kabul ediyor. Ve 13 Eylül'den 29 Eylül'e kadar orada kalıyor. Bu şekilde yeni İzmir karargâhı Muammer beyin evi oluyor.
Mustafa Kemal bu köşke 27 Ocak 1923'te tekrar geliyor. Bu kez geliş nedeni ise bambaşka oluyor. Büyük komutan evin kızına, Latife Hanım'a evlenme teklifi yapıyor. 27 Ocak 1923. sonunda Paşa ve Latife hanım Muammer Beyin Beyaz Köşkünde buluşuyorlar. Genç kız Mustafa Kemali görmenin keyfiyle" Sizi çok özledim, çok özledim" diye duygularını dile getirirken, Mustafa Kemal de kendine özgü davranışıyla evlenme teklifini açıklıyor. " İyi öyleyse" demiş Paşa ve devam etmiş. "Mutabıkız. Demek ki evleniyoruz." Araya giren düğün, dernek töreni sonrası Mustafa kemal 29 Ocak günü Latife Hanımla aynı evde kıyılan nikâhla evleniyor. Tarihler 18 Şubat 1923 de evliliklerinin 19. günü, İzmir'den ayrılıp Ankara'ya doğru yola çıkıyorlar.

Göztepe'den devam ediyor bir başka ünlü mekâna geliyoruz. Burası Termal kaplıcaları, şifalı suları ile ünlü Balçova'ya bu defa teleferikle çıkma imkânı bulabiliyoruz. Yol aynı doğrultuda İnciraltı, Çeşme'ye uzanıyor, bu ilçeleri ayrı bölümlerde işlemek üzere tekrar Konak  meydanına dönüyoruz. Bu defa sırtımızı Karşıyaka'ya deniz yoluyla bağlantı sağlayan iskeleye dönüp varyantı tırmanarak İzmir geneline geniş bir panoramadan bakma imkânı sunan yüksekliklere ulaşıyoruz. Yol üzerinde bir başka uğrak noktamız ise göz okşayan eserlerin sergilendiği, İzmir'in tarihi, geçmişi hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlayan İzmir Arkoloji Müzesi oluyor. Sahile iniyor, çift katlı yollar, geçitlerle düzenlenen cami ve saat kulesinin yanından kordon boyuna doğru yürüyoruz.
Son birkaç yıl içinde deniz dolgu çalışmalarıyla denizden hayli uzaklaşan kordon boyu restoran ve kafeleri, kordona açılan tüm sokakları, gece, gündüz tüm cazibesi, sokak yaşantısıyla ilgi çekmeye devam ediyor.
I. ve II. kordon, alımlı ve bakımlı, modayı yakından takip eden şık ve modern bayanları, yakışıklı gençleri ile defile yapılan podyumları aratmıyor.
Sahil boyunca uzanan banklar dinlenme, yürüyüş ve doyumsuz gün batımını izleme olanağı, davetkâr konumları ile sevgililere kucak açıyor.
Akşamın erken saatlerinden itibaren kahkahaların, koyulaşan sohbetlerin odak noktası olan kordon restoran ve birahaneleri, müdavimlerin her akşam toplandığı yerler olarak rağbet görüyorlar. Biralar, patates, tavalar, midye dolmalarla başlayan akşamlar, Ege sofra kültüründe yer alan sayısız zeytinyağlılar, otlu mezeler, çipura, levrek, trança balıkları ile anason kokusuna karışıyor. İzmir'in 150 yıllık geçmişe sahip, 2003 yılının aralık ayında faaliyete geçen günümüzün en trendy mekânı Konak Pier, sportif faaliyetleri, restoranları, mağazaları, sergi ve sinema salonları büyük rağbet görüyor. Osmanlı döneminde gümrük binası olarak inşa edilen ve farklı mimarisi ile dikkat çeken dev yapı farklı bir alış veriş merkezi olarak hizmet veriyor.

 

Atatürk Evi Müzesi
Kordon gezisi sırasında gezebileceğiniz bir başka müze daha bulunuyor.
İki katlı müze evin geçmişteki hikâyesi şöyle.
16. Haziran 1926 Mustafa Kemal ve İsmet İnönü İzmir'de Naim Palas oteline geliyorlar. Bu otel 1875 - 1880 yılları arasında halı tüccarı Tekfor Efendi tarafından ev olarak yaptırılmış. Türkler İzmir'i kurtarıp Yunanlıları geri gönderince Tekfor Efendi de İzmir'i terk etmiş. Onun evi de birçok ev gibi hazineye kalmış. Kısa bir süre değişik işler için kiralanan binayı sonunda hazine Naim Bey isimli bir iş adamına otel yapılması koşuluyla kiralamış. 1926 yılında ise İzmir Belediyesi binayı satın almış içini özenle donatarak Mustafa Kemal'e hediye ediyor. Paşa o sıralar İzmirli eşinden ayrılmış ve onun İzmir de rahatça kalabileceği bir evi bulunmuyor.
Mustafa Kemal 1903 -1934 yılları arasında İzmir'e sık sık geliyor ve bu evde kalıyor. 1934 yılında ki gelişinde beraberinde, resmi konuğu İran Şahı Rıza Şah Pehlevi de bulunuyor. İki gece İzmir'de kalıp, oradan Balıkesir'e gidiyorlar. Atatürk'ün ölümünden sonra ev bu ev kız kardeşine devredilmişse de, İzmir Belediyesi müze yapmak üzere almış. 11. Eylül 1941 yılında düzenlemesi biten müze, törenle halkın ziyaretine açılmış. 1962'de Atatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi adını alan bina, 1972'de bir kez daha Maliye Bakanlığı aracılığı ile İzmir Arkoloji Müzesine devredilmiş. 29 Ekim 1987'de yeni bir restorasyondan sonra adı bu kez de Atatürk Etnografya Müzesi olan bina içinde ki eşyalar yeni kurulan etnografya Müzesine taşınınca bina yeniden sadece Atatürk'e ait eşyalarla Atatürk Müzesi adıyla yaşama dönüyor.
İki katlı evin alt katında uzun ve büyük bir salon yer alıyor. Burada üzerinde çini plakalar, Shakspeare'in eserlerinden sahneler, kitaplıkta ansiklopediler, heykeller, tablolar bulunuyor. İkinci katta ise Ata'nın yatak odası, konuk yatak odaları, koruma odaları, bekleme, kabul, yemek odaları, banyolar yer alıyor.

 

Atatürk Heykelli Cumhuriyet Meydanı
İzmirlilerin tüm etkinliklerde bir araya geldikleri, sevinçleri, kutlamaları, üzüntüleri paylaştıkları, sembolik te olsa çevresinden faytonların geçtiği Cumhuriyet meydanı önünde yer alan ve sahil dolgu çalışmalarıyla yeniden düzenlenen, genişletilen kordan boyunda yürüyoruz. Gün batımında şiirsel güzelliğe bürünen sahil boyunca uzanan palmiyeler arasında ki tarihi yapıları keyifle seyrederek iç kısımlara doğru yönleniyor, Türkiye'nin uluslar arası en büyük Fuar alanına geliyoruz. Birçok kapısıyla ziyaretçilere kucak açan İzmir Fuarı aynı zamanda İzmir'in içinde birçok aktiviteye imkân veren nefes borusu konumunda. Her yıl 9 Eylül de dünyanın çeşitli ülkelerine ev sahipliği yapan fuar pavyonları, stantları, gazinoları, lunapark'ı eğlence mekânları ile milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor. En son teknolojik yeniliklerle bilgilenenler, eğlence mekânlarında eğlenenler, renk ahenk ışıklandırılan fıskiyeli havuzlarda suların dansını izleyerek sıcak İzmir gecelerinde serinliyorlar. İzmirlileri serinleten bir başka armağan ise akşamları esme saati sabırsızlıkla beklenen meşhur "imbat" rüzgârı. İzmir Körfezini, limanı solumuzda bırakıp karşı kıyıya yöneliyor, İzmir'i seyretmenin en güzel sahil bandı olan Karşıyaka'ya geliyoruz. Körfezin kötü kokusundan ve renginden eser kalmamış. Sahil boyunca uzanan Çin Seddi'ni anımsatan binalara burada da rastlanıyor. Omuz omuza vermiş apartmanların, numaralı, planlı sokakları üzerinde nadir de olsa eski yapı köşkler, dikkat çekici estetik evler görülebiliyor. Sahil yolu son yıllarda yapılmış Emlak Bankası Evleri, sitelerine dek Bostanlıya (Papaz) uzanıyor. Karşıyaka sakinleri bu nezih semtin palmiye ağaçlarının süslediği kıyı boyunca gecenin geç saatlerine kadar yürüyüşler, fayton gezileri yapıyor, sahil kafe ve pastanelerde İzmir'in doyumsuz güzelliğini seyrediyorlar. Karşıyaka'nın en hareketli yeri, alış veriş merkezi olarak vapur iskelesi ve çevresi olduğu gözleniyor.
Yalı caddesi İskele karşısında bulunan 22 numaralı öğretmenler lokali ise Atatürk'ün şerefine verilen bir baloda dans ettiği bir mekân olarak anılıyor. Bina içi Atatürk fotoğrafları ile süslenmiş. Yine Karşıyaka tren yoluna paralel gittiğimizde Atatürk'ün anılarını taşıyan bir başka ev olan Uşaklıgil Konağı yer alıyor. 1879 numaralı sokakta ki 31 no lu eve Atatürk Latife Hanım ile evlendikten geliyor ve sonra bu evde kalıyor. Evin bahçesinde bulunan ve günümüze dek baş başa vermiş olarak uzayan iki çam ağacının birini Latife Hanım birini Atatürk'ün evlendikleri zaman kendi elleriyle diktikleri biliniyor.
Karşıyaka da bir başka ziyaret yeri Atatürk'ün annesi Zübeyde hanım'ın kabri bulunuyor.
İzmir'in gezilecek yerleri sadece yazılanlarla sınırlı değil. Kadifekale'ye çıkmak, Bayraklı'da İzmir'in İlk kurulduğu antik kalıntıların gün ışığına çıkarıldığı alanları gezmek, Bornova'da bulunan Ege Fen Fakültesi Tabiat Tarihi Müzesi galerilerinde tarihi yolculuğa çıkmak, İzmir Kuş Cennetinde flamingoları, balıkçıl kuşları görmek, köşklerden fuar alanında paraşüt kulesine çıkmaya, hayvanat bahçesini gezmeye varıncaya dek görülecek, gezilecek, yaşanacak birçok yer, birçok güzellik bulunuyor. Bu nedenlerle İzmir, Egenin incisi güzel İzmir olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor.
 
Not: Atatürk Müzeleri ile ilgili bilgiler Nezihe Aras ve Haluk Özözlü'nün hazırladığı "Atatürk Evleri" adlı kitaptan yazılmıştır.Sihirlitur.com'a teşekkürler... 

 

 


Google
http://www.site

>